İnsan İnsanın Kurdu Mu Oldu?

Türkiye’nin sokaklarında ve evlerinde yaşanan değişimi artık herkes hissediyor. Bir zamanlar güvenli diye bildiğimiz mahallelerde, şimdi cinayet haberleri, uyuşturucu operasyonları, çocuk istismarları ve aile içi sorunlar konuşulur oldu. Sanki toplumun üzerine ağır bir sis çöktü; kimse bu sisin içinden ne zaman çıkacağımızı bilmiyor.

Her geçen gün artan şiddet olayları ve suç dosyaları, çocuklarımızın bile güven içinde büyümesini zorlaştırıyor. Akran zorbalığı, okulda öğretmenlere gösterilen saygısızlıklar, eğitimdeki çökmüş düzen… Hepsi, geleceğimizi oluşturan gençlerin nasıl bir ortamda yetiştiğini gözler önüne seriyor.

Sokaklar desen, ayrı bir muamma. Sahipsiz köpek saldırıları, özellikle çocukların hayatında derin korkular bırakıyor. Bir çocuğun hayvan sevgisi duyacağı yaşlarda sokak köşelerini tedirginlikle takip etmesi, toplum olarak düştüğümüz durumun en somut örneklerinden biri.

Aile yapısındaki bozulma, ekonomik baskının getirdiği stres, iletişimsizlik, saygısızlık… Tartışmaların kavgalara, kavgaların trajedilere dönüştüğü bir dönemdeyiz. Ev dediğimiz yerin bile huzuru kalmadı. İnsan, sokakta ayrı bir güvensizlik, evde ayrı bir huzursuzluk yaşıyor.

Bütün bu yaşananlara bakınca insanın aklına şu soru geliyor:
“Bu toplum nereye gidiyor?”

Bir ülkede adalet zayıfladığı zaman, suç göze alınabilir hale gelir. Cezası olmayan her yanlış, yeni yanlışlara davetiye çıkarır. Bugün yaşadığımız kaosun temelinde de işte tam olarak bu yatıyor: Adalet mekanizmasının toplumdaki güveni artık taşımaması.

Kimse kimseden sorumluluk beklemez hâle geldi. Herkes öfkeli, herkes gergin, herkes kırgın… Sanki insan insanın kurdu olmuş gibi. Oysa bu topraklarda dayanışma, merhamet, komşuluk ve saygı kültürü hep vardı. Bugün eksilen, kaybolan tam olarak bunlar.

Bu yüzden en çok ihtiyaç duyduğumuz şey “yeniden güven.”
Güvene dayalı bir adalet sistemi…
Güvene dayalı bir eğitim sistemi…
Güvene dayalı bir aile yapısı…

Şehirlerimizin sokaklarında gezen çocukların gülebildiği, haber bültenlerinin artık karanlık manşetlerle dolmadığı, insanların birbirine düşman değil, komşu olduğu bir Türkiye hayal değil. Ama bunun için önce bu tabloya gözümüzü kapatmayı bırakmamız gerekiyor.

Çünkü gerçek şu ki:
Bu gidişat, görmezden geldikçe düzelmeyecek.

Hatice Y.